Kitapta yer alan 17 Kehanet ile kişiler ve kimliklerden oluşan 28 Osmanlı tablosu, bakır üzerine işlenmiş ve özgün baskı buradan yapılmıştır. Tam metindir. Fransızca özgün yorum ve tablolar eşliğinde Türkçe çevirileri eklenmiştir.
"Kehanetler" bölümünde inanılması zor bilgiler iletilmiştir.
Dünün Belgeleri Yarının Tarihi
Aytunç Altındal yıllar öncesinden bizi uyarı.Özellikle de Ermeni meselesinde Çarlık Rusyası ile Almanya Fransa ve İngiltere'nin, Osmanlı'ya karşı bir plan hazırladıklarını ve bunun için 1904 yılında gizli bir anlaşma imzaladıklarını ''Belgeleri''yle ortaya koydu.Vakıflar sorununa 33 yıl önce işaret etti;sorun bugün Türkiye cumhuriyeti Devleti'nin başını ağrıtan en önemli Avrupa Birliği zorlamalarından biri haline geldi.''Ermeni Şantajı'' dedi, çıktı. ''Kürt sorunu değil, PKK terörü'' dedi, binlerce şehit verdik. Güneydoğu'ya İspanya Modeli''dedi, şuanda gündemde. Daha neler, neler.Altındal ''Erken Uyarı'' yaptı, ''İşaret Fişekleri'' attı.Ancak;Uyarılar tarih oldu. Yazılanlar ise gerçek
Papa,28-30 Kasım'da Türkiye'yi ziyaret ediyor.Papa'nın çantasında getireceği,Türkiye'yi sarsacak "gizli raporda" neler var?Türkiye'den hayret verici ne gibi taleplerde bulunacak? Altındal,Papa'nın Türkiye'den tavizler koparmak için geldiğini belirtiyor."Bu raporla bağlantılı olarak Vatikan'ın gizli bir gündemi var"Araştırmacı Aytunç Altındal'ın kaleme aldığı " Papa 16. Benedikt - Gizli Türkiye Gündemi " isimli kitap Mayıs 2006 tarihinde Destek yayınlarından çıktı.Genişletilmiş 2. baskısı kısa sürede tükenen kitabın şu anda 3. baskısı yapıldı.
Sayın Altındal'ın
Üç İsa (Three Faces of Jesus)
Kitabı Dünya'nın En Bilinen İnternet Kitap Sitesi www.amazon.com'da Satılmaktadır. Ancak kitabı
almak isteyen okurlar, Türkiye'deki satış fiyatının çok üstünde bir fiyatı ödemek zorunda kalıyorlar. http://www.fetchbook.info/compare. do?search=0863328385
Misyonerler Türk Aydınları hedef aldı İÇ SAVAŞ ÇIKARTMAK İSTİYORLAR AYTUNÇ ALTINDAL'IN EVİNE GİREN TUHAF HIRSIZLAR Gazi Üniversitesi Atatürk Araştırmaları Merkezi'nin Düzenlediği Uluslararası Laisizm Konferansında 6 Mart 2007 'de Sn.Aytunç Altındal'ın sunduğu'T.C. Devletinin Temel Dinamikleri Açısından 3 Mart 1924 Yasaları ve Günümüze Yansımaları ''SECULARISM'DEN LAICISM'E BİR TÜRKİYE MODELİ İÇİN ÖNERİ' başlıklı tebliği okumak için tıklayınız.İlhan Selçuk'un ampul-nurcu denklemi13/12/2006 Hangi İsa? Yaman Törüner İncil sözcüğünün icadı!
*Sn Aytunç Altındal'ınBehind the Mask of Hitler adlı kitabı www.amazon.fr sitesinin Bestseller listesinde 1. sıraya yükselmiştir. http://www.amazon.fr/
* Sn. Aytunç Altındal ile birlikte çekilmiş fotograf ve görsellerinizi lütfen bizimle paylaşınız. E-mail: aytuncaltindal@aytuncaltindal.com
Aytunç Altındal,
Prof. Nikolai Berulava
Rusya Akademiler Bşk. 2009
Sn.Aytunç Altındal Flash TV Gerçek Gündem Programına Telefon İle Canlı Yayın Konuğu Olarak Katıldı
19.08.2010/
Flash TV
This text will be replaced
İzlemek için videoya tıklayınız.
Ayin Rezaletine Tepki Yağdı 17.08.2010/ Yeniçağ Gazetesi
Sümela Manastırı’ndaki ayin, Yunanistan’a da bayram yaptırdı. Yunan TV kanalları ayini canlı yayınlarken, basın da konuya geniş yer ayırdı ve ‘daha güzel günlerin garantisi’ olarak sundu. Yaşananlara tepki gösteren araştırmacı-yazar Aytunç Altındal, “Hiçbir kazancımız yok. Sırada Ayasofya mı var!” derken, Doç. Dr. Yümni Sezen, “Bilerek yapılıyorsa hainlik, değilse aptallık” değerlendirmesi yaptı. Haber: Sümeyra YILMAZ
Sümela’da yapılan ayine ilahiyatçılar da tepkili. Sümela’nın bir başlangıç olduğunu söyleyen din sosyologu Doç. Dr. Yumni Sezen, “Din özgürlüğü adı altında git gide bozulma sürecine sürükleniyoruz” derken, Araştırmacı Yazar Aytunç Altındal, “AKP seçim öncesinde de Ayasofya’yı açar” dedi. Sıra Ayasofya’da
Altındal, Sümela’da yapılan ayinin Türkiye açısından bir kayıp olduğunu belirterek, Sümela’da yapılan ayinlerin arkasının geleceğini ve Ayasofya gibi önemli tarihi mekanların da ayinlere açılmasının mümkün olduğunu belirterek, “AKP’ye hayırlı uğurlu olsun. Sıra Ayasofya’ya geldi. Yapılması gerekenler AKP tarafından birer birer yapılıyor. Papanın heykeli önünde imza atmışlardı ” Katolik evliliği yapıyorum’demişti, şimdi de Ortodoks evliliği yapıyor. Referandum öncesinde Sümela’yı açtı, seçimlerden sonra da Ayasofya’yı Ortodoks ibadetine açacaklar herhalde. Gazetenizin manşeti çok doğru, mevzu bahis para ise AKP için gerisi teferruat “ dedi. AKP’ye yüklenen altındal, “Hükümet hiçbir karşılık beklemeden bu tavizleri veriyor. Bu şekilde devlet yönetilmez. Türkiye’nin egemenlik hakları gidiyor. Kilisenin bulunduğu yerde kilise şeriatı uygulanır, başka hiçbir kanun geçmez orada“ şeklinde konuştu. Bartholomeos’un Osmanlı padişahlarına dua ettiğine dikkat çeken Altındal, ” Dikkat edin, Osmanlı’ya dua ediyorlar. Çünkü Patrikhane hala Osmanlı statüsünde. Çünkü Patrikhane’nin Cumhuriyet’te tüzel bir kişiliği yok. Osmanlı’ya tabii ki teşekkür edecek. Ama Cumhuriyet’e, Cumhuriyet devletine bağımlılığından bahsetmiyor. ’Atatürk’e şükran duyuyoruz’demedi “ diye konuştu. Semboller önemli
Sümela’da yapılan ayini ’din özgürlüğü’ olarak sunmanın safdillik olacağını ifade eden ilahiyatçı Doç Dr. Yumni Sezen de, ”Kimileri, ’din özgürlüğü, ne var bunda? Ne olacak’ diyorlar. Bu bir semboldür. Sembollerin yıkılması ve ya tersine sembollerin üzerine gidilmesi bir davanın çökmesine veya davanın kazılmasına işaret edilen sembollerdir bunlar. Din özgürlüğü ile falan da ilgisi yoktur. ’Bir şey olmaz’ demek safdilliktir. Bunlar adım adım ’demokratikleşme’ adı altında Türk vatanını bozulma süreci içine soktular. Farkında olarak ya da olmayarak, her ikisi de suçtur; farkındaysa hainliktir farkında değilse aptallıktır. Aptal insanlardan yönetici olmaz “ dedi. Fetihe saygısızlık
Bu tür ayinlerin arkasının geleceğini de belirten Sezen, ”Açılımın bir sınırı yoktur. Ayasofya da gelir başka yerler de sırada olabilir. Arkasından her şey gelir. Fatih’in hatırasına saygısızlıktır, fetihe saygısızlıktır, onları şımartmaktır. Bizim din özgürlüğü gösterisine ihtiyacımız var mı ki? Biz binlerce yıldır din özgürlüğüne saygılı bir milletiz“ ifadelerini kullandı. Yunanistan ‘bayram’ yapıyor
Trabzon’daki Sümela Manastırı’nda düzenlenen ayin, Yunanistan’da büyük yankı uyandırdı. Yunan radyo ve TV kanallarının canlı yayınladıkları ayinde Fener Papazı Bartholomeos’un Rumca ve Türkçe yaptığı konuşmada verdiği mesajlara yer verildi. Yunan Başbakan Yorgo Papandreu, Meryem Ana yortusunu kutladığı Paros Adası’ndan, “Sümela’da düzenlenen ayin son derece önemli ve tarihi bir olaydır. Pontus Rumları ve geleneklerinden başka hepimiz için ayrı bir önemi var. Bu önemli olayın, Türk ve Yunan halkları arasında arzu edilen işbirliği, barış ve dostluk bağlarını pekiştirecek kadar önemli bir temel oluşturmasını diliyorum” diye konuştu. Sırmalı bez
Sümela Manastırı’ndaki ayini Yunan hükümetini temsilen izleyen Ulaştırma Bakan Yardımcısı Yannis Magriottis de, “Bu önemli gelişme Türk-Yunan ilişkilerindeki yakınlaşma sürecini oluşturan pozitif enerjiyi salıvermeyi başarmıştır” dedi. Ayin için Sümela’ya gelen Drama Metropoliti Barnabas ise ayinden sonra Bartholomeos’a hediye ettiği sırmalı bir bezin “1800’lerin sonlarında Trabzon’da dokunduğunu, halk mübadelesiyle Yunanistan’a götürüldüğünü ve yeniden Trabzon’a getirildiğini” söyledi. Gazeteler manşetten duyurdular
Sümela’daki “ayin” Yunan medyasında da geniş yankı buldu. Manastırın fotoğraflarının bolca kullanıldığı haberlerde Türkiye’nin 88 yıllık yasağı kaldırdığına vurgu yapıldı. Gazetelerin tamamı haberi ilk sayfadan, büyük çoğunluğu da manşetten verdi. Haberlerde Türk güvenlik güçleri işlerini profesyonelce ve hissettirmeden yaptıkları için takdir edildi. Duygusal bir gün Sümela’daki ayinin barış karekterinin korunabilmesi ve herhangi bir provokasyon yaşanmaması için çok sıkı güvenlik tedbirleri alındığını yazan Ta Nea, her anlamda çok duygusal bir gün geçirildiğine vurgu yaparak, bölgenin çevre güzellikleri ile turistik imkânlarına da dikkat çekti. Ethnos gazetesi ise, İstanbul Fener Patrikhanesi ile Moskova Patrikhanesi arasındaki buzların iyice eridiğini kaydetti. Bartholomeos’un dün Moskova Patriği Kiril’le mesaj gönderdiğine dikkat çeken gazete, seneye yapılacak ayine davet ettiğini belirtti. Rüya gerçek oldu
Elefterotipiya gazetesi ise bir rüyanın gerçek olduğunu yazdı. Gazete, 1922’den bu yana Sümela’da en önemli bir tarihi gün yaşandığı yorumunda bulundu. Türk ve Yunan tarafındaki aşırı uçların dışlandığını belirten Elefterotipiya, en fark edilen eksikliğin Selanik Valisi Panayotis Psomiadis’in törende olmamasını gösterdi. Aşırı tavırlarıyla dikkat çeken Psomiadis’e Sümela’ya gelmemesine dair en güçlü mesajı ise Bartholomeos göndermişti. Bazı Yunan gazetelerinin ayine ilişkin kullandığı başlıklar da şöyle oldu: Avriyani: “Trabzonda duygusal anlar; Sümela Manastırı’nda tarihi ayin.” Vradini: “Pontus’un Meryem Anası, daha güzel günlerin garantisi.” Ethnos: “Sümela Manastırı’nda Ekümenik Huşu.” Espresso: “88 yıl sonra huşu ve gözyaşı, Pontos’un Meryem Anası için.”
Patrikhane ABD’ye teslim 22.07.2010 / Yeniçağ Gazetesi AKP eliyle ekümeniklik baskısı yapan ABD, hedefine yaklaşıyor. Başbakanlık Başdanışmanı İbrahim Kalın ve Fener sözcüsü, Barto’ya veliaht olmak isteyen 17 yabancı piskoposa Türk vatandaşlığı verileceğini açıkladı.
GELİŞMEYİ yorumlayan gazeteci-yazar Aytunç Altındal, ekümeniklik yolunda metropolit ve baspiskoposların Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı yapılmasıyla, ABD’nin Fener Rum Patrikhanesi’nin koruyucusu olacağını söyledi.
ABD’nin patrikhane planı Rusya’nın Ortodoks dünyasındaki liderliğini ele geçirmek için Türkiye’yi kullanan ABD, emellerinde adım adım ilerliyor. Fener Papazı’na halef olabilecek 17 piskopos Türk pasaportu almak için sıraya girdi
Haber: Salim YAVAŞOĞLU Fener Rum Papazı Bartolomeos’un yerine Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlığına geçirilecek yabancı bir başpsikoposun atanacak olması ortalığı karıştırdı. Yabancı uyruklu 17 başpiskoposu T.C vatandaşlığına geçirme çalışmalarına Gazeteci-Yazar Aytunç Altındal sert tepki gösterdi. Altındal, ekümeniklik yolunda metropolit ve baspiskoposların T.C vatandaşı yapılmasıyla, ABD’nin Fener Rum Patrikhanesi’nin koruyucusu olacağını ileri sürdü.
Lozan’ı çiğneyecekler Altındal, bu uygulamaların Lozan Antlaşması hükümlerine aykırı olduğunu belirterek, “Amerikalılar Fener Rum Patrikhanesi’nin başına kendilerinden olan bir kişiyi getirmek istiyorlar” dedi. Lozan’a göre, ’Patriğin Türk vatandaşı olması ve Türkiye sınırları içinde görevli olmasının şart’ olduğunu kaydeden Altındal, “ABD 1948 yılında, Rusya’daki Ortodoks Kilisesi‘ne karşı rekabet üstünlüğünü ele geçirmek için T.C. vatandaşı yaptırılarak Patrikhane‘ye Athenagoras‘ı seçtirdi. Şimdi de ABD pasaportlu ama gerçekte Yunanlı olan Dimitri veya Nikitas’ı Patrik yapmak istiyorlar” dedi.
Rusya’nın koltuğuna göz dikti Türkiye’nın, artık bir T.C. vatandaşı ile değil, sonradan eline pasaport tutuşturulan Amerikalılarla muhatap olacağını dile getiren Altındal, “Bu yolla ABD’liler artık Patrikhane’nin koruyucusu haline getirilecek. Amerikalılar, Fener Rum patrikhanesini, Rusya’daki Ortodoks Patrikhanesi’ne karşı kullanmak için bunu istiyor. Hedefleri Ortodoks dünyasındaki Rusya nüfusunun yayılmasını engelleyip, etkisini kırmak. Sözün özü ABD’nin yapmak istediği Fener Rum Patrikhanesi’ni kendi kontrolü altına alıp, amaçları doğrultusunda kullanmak” şeklinde konuştu. Lozan Antlaşması’nın hükümlerine aykırı olarak Sinod üyeliğine 2004’te 6 yabancı metropolitin atandığını hatırlatan Altındal, bu tip atamaların BM kararları gibi milletlerüstü anlaşmalara dayandırıldığını söyledi.
Son Heronlar ay başında Türkiye’de Türkiye ile İsrail arasında insansız hava araçlarının alımı konusundaki 180 milyon dolarlık, 10 uçaklık Heron teslimatının kalan 4 uçağı, ay başında Türkiye’ye teslim edilecek. 4 Heron uçağı, yer kontrol istasyonları, data linkleri ve diğer teçhizatı ile birlikte 1 veya 2 Ağustos’ta Batman’da olacak. Heronların geçici kabulleri için Türkiye’den ilgili kurumların personelinden oluşan kalabalık teknik heyeti çalışmalarını tamamladı. Sistemlerin bakım, paketleme ve sevkıyat işlemleri için de küçük gruplar halinde gelen bazı teknik heyetler de çalışmalarını sonlandırdı.
17 papaz adayına Türk pasaportu Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın, yabancı uyruklu Ortodoks başpiskoposlara bir sonraki patriklik seçimlerinde kolaylık olması amacıyla vatandaşlık verilebileceğini söylemesinin ardından birçok ülkeden 17 başpiskoposun vatandaşlık başvurusunda bulunduğu belirtildi. Reuters ajansının haberine göre, Fener Rum Patrikhanesi sözcüsü Peder Dositheos Anagnotopulos, aralarında Avusturya, Fransa, ABD ve Yunanistan’ın da bulunduğu ülkelerden başpiskoposların Türkiye’ye pasaport başvurusunda bulunduğunu söyledi. Sözcü, 6 başpiskoposun daha vatandaşlık başvurusunda bulunabileceğini ve ilk belgelerin Noel’e kadar verilmesini umduklarını belirtti. Reuters, “Türk kanunları, patriklerin Türk vatandaşı olmasını gerektiriyor” diye yazdı. Ajans, Türk vatandaşı olan 14 Yunan başpiskopos bulunduğunu vurguladı. Başbakan Erdoğan’ın dış politika danışmanı İbrahim Kalın, Türkiye’nin bu jestinin, AB üyeliği isteği doğrultusunda insan hakları standartlarına bağlılığını gösterdiğini söyledi. Kalın, “Türk vatandaşı olan gayrimüslim azınlıklara tüm hak ve imtiyazları tanımanın kendi çıkarımıza da uygun olduğuna inanıyoruz” dedi.
Araştırmacı yazar Aytunç Altındal, kadın ajanlar dünyasını şöyle anlattı: “Kadın ajanlar doğal olarak cinsel çekiciliklerini kullanır. Ama bunda yadırganacak bir yan yoktur. Ruslar kadın ajanlarının bu oyununa ‘Honey Trap’ yani ‘Bal Tuzağı’ adını verir. Her dönemde ve her zaman etkili olmuş bir tuzaktır. Ancak aslında kadın istihbaratçılar genelde büro görevlerinde ve ‘HUMINT’ denilen insan kaynaklarına dayalı istihbarat toplamada başarılı olur. İkinci Dünya Savaşı sırasında bugünkü CIA’nin babası durumundaki OSS istihbarat örgütü, bu tip bilgi toplama görevini kadın ajanlar aracılığıyla yönetmişti. O yıllarda OSS, İsviçre’den Allan Dulles tarafından yönetiliyordu. Türkiye de ABD için çok önemli bir istasyondu. Başta İngiliz ve Fransızlar olmak üzere Müttefik güçler Türkiye’den gelecek olan istihbarata çok önem veriyorlardı. İşte 1942 yılında İsmet İnönü’nün bilgisi dahilinde adını yazamayacağım fakat kod adı ‘HAREM’ olan bir kişi bu gizli istiharat ilişkisini yürütmüştü. OSS, bu kişiyi HAREM kod adıyla anmaktaydı. Ve Türkiye için de ‘yellow’ yani ‘sarı’ kod adı kullanılmaktaydı. Her milletten adı açıklanan birkaç kadın ajan vardır. Bu sadece iş kazası olarak görülür. Eğer Anna Chapman gerçekten de ‘kariyer ajanı’ olsaydı, ilişkilerini başka türlü kurardı. Ve kesinlikle yakalanmazdı. Chapman, bana gelen bir bilgiye göre, ‘Small World’ adıyla tanınan çok elit bir topluluğa her nasılsa üye yapılmış. Bu kendi içinde kapalı devre işleyen seçkinci bir kulüp. Kurucusu bir kont ve üyeleri arasında Avrupa’nın soyluları ve bilimadamları var. Son Osmanlı Hanedan Reisi merhum Osman Ertuğrul’un eşi Nilüfer Sultan da bu topluluğun üyesi... Chapman bu topluluğun düzenlediği bir gezi nedeniyle İstanbul’a gelmiş. Chapman’ın gerçek bir ajan olduğunu düşünmüyorum. Kısa yoldan şöhret olmak istemiş, açgözlülüğünün kurbanı bir kız. Türkiye’nin en ünlü kadın ajanları henüz adı açıklanmayanlardır. Ama ben birkaç ad vereyim: Çok iyi Yunanca bilen Ayşe S. Hanım, Yunan Büyükelçi ve müsteşarlarını çok iyi izlemişti. Adalet C. Hanım ise Fransız ajanlarının faaliyetlerini izledi. Bence en ilginci ise ‘Nil’ takma adını kullanarak pavyon kadını pozunda dolaşan Egeli bir kadın ajandı. Özellikle solcu ve komünist geçinen sendikacı ve siyasetçileri elde etmişti. Emine Pee Hanım, İkinci Dünya Savaşı’nda yararlı hizmetlerde bulundu. Türkiye’de Rus kadın casus çok olmamıştır ama ABD’li, Yunanlı, Fransız ve İngiliz kadın casuslar çok olmuştur. Osmanlı’nın son döneminde ve Cumhuriyet’in ilk 10 yılında Türkiye’de gizli faaliyetlerde bulunmuş iki kadın ajandan biri ABD’li Virginia Hall’du. Hall, sonra İzmir’de ayağından vurulmuş ve sakat kalmıştı. Diğeri de ilk sanayi casuslarından sayılan Romanyalı Vera Rosenberg idi.”
VATİKAN’IN İKİYÜZLÜ POLİTİKASI
BP’nin (British Petrol) sebep olduğu büyük çevre kirliliği en çok Katoliklerin yaşadığı bölgeleri etkiledi. Misisipi, Meksika Körfezi, Küba.
Bu bölgede yaşayan Katolikler Vatikan’dan BP’yi kınaması için bir mesaj yayınlamasını istedi. Bunun üzerine Vatikan sadece iki satırlık bir açıklamada bulundu. Açıklamada aynen; Kazalar, iş kazaları her yerde olabilir. Fakat asıl olan yeryüzündeki kaynakların insanların yararına kullandırılmasıdır. Bu açıklama ile Vatikan BP’yi kınamış değil tam tersine onurlandırmıştır. Bu açıklamayı yapan Vatikan’ın neden böyle bir açıklama yaptığı sorulduğunda, Vatikan’ın elinde BP’nin yüklü miktarda hisse senetleri olduğu ve bunlardan milyonlarca dolar kar ettiği öğrenilmiştir. Ama daha ilginci Vatikan’ın bu açıklamayı yaparken Vatikan Mali İşler danışmanı PETER SUTHERLAND’ın (64) yönlendirmesine dayanarak açıklama yapmasıdır.
Kimdir bu Peter Sutherland (64) ? BP’nin derin deniz araştırmaları uzmanı ve risk uzmanı. Aynı zamanda Vatikan’ın mali işler danışmanı.
Vatikan’ın bu samimiyetsiz davranışları ve açıklamaları bizdeki diyalogculara duyurulur.
11. EMİR YAKALANMAYACAKSIN
Sn. Aytunç Altındal, Yılmaz Tunca’nın hazırlayıp sunduğu 07.06.2010 tarihinde Gerçek Gündem adlı sabah programında Tevrat’ta On Emir’de yer alan 6. ve 8. emirlerden söz eden Tayyip Erdoğan’a ve Kemal Kılıçtaroğlu’na cevaben şöyle konuştu.
“Siz bırakın 6. - 8. ve 10. Emir’i de 11. Emir’i öğrenin.” Yılmaz Tunca: “11. Emir mi? Hiç duymadık” Altındal: “Evet. Gerçekte böyle bir Emir yok ama bir anlayış vardır ve Yahudiler ilk ondan çok bu 11. Emir’e bağlıdırlar.” Yılmaz Tunca: “Pekiyi efendim, nedir bu 11. Emir?” Altındal: “YAKALANMAYACAKSIN”
İşte Yahudilere gerçekte yön veren bu anlayıştır. İlk 10 Emir de anlatılan her kötülüğü yapabilirsin ama yakalanmamak şartıyla. Bugünlerde moda olduğu için bende bunun İngilizcesi söyleyeyim. THOU SHALL NOT GET CAUGHT.
14.06.2010 Aytunç Altındal Yonca Bayrak Röportajı
Mesih kavramı nedir ?
Perikles nedir ?
Ahmet ne demektir ?
Jesus Christ / Christ Jesus
ne demektir ?
Tynalı Apolonyus kimdir?
Hristiyanlar ve Yahudiler
için Mesih ne demektir?
Mesih kimdir ?
T.B.M.M' ne Soru Önergesi Verildi
Sayın Aytunç Altındal'ın 02/06/2010 tarihinde sitemizde "Kültür Bakanlığını Uyarıyoruz" başlıklı bir demeci yayınlandı. Ertesi gün Sn. Altındal bu açıklamayı Bengitürk Televizyonu aracılığıyla tüm izleyicilere ulaştırdı. Bu uyarılar üzerine harekete geçen MHP Başkan vekili Bursa milletvekili Sayın İsmet Büyükataman, Kültür Bakanı Ertuğrul Günay'ın yazılı olarak cevaplaması isteğiyle bir soru önergesi hazırladı ve 04/06/2010 tarihinde T.B.M.M Başkanlığı'na bu soru önergesini verdi. Sn. Büyükataman, 15 Ağustos tarihinde Sümela Manastırın'da yapılması planlanmış olan bir günlük ayinin "Niçin" 15 Ağustos olarak tarihlendirildiğini ve bu tarihin değiştirilmesi gerektiğini vurguladı ( Bkz : Ortadoğu Gazetesi ss1-10,
5 Haziran 2010). Konuyu gündeme taşıyan Sn. Altındal'ın 02-06-2010 tarihli sitemizde yayınlanan yazısı aşağıdadır.
Kültür Bakanlığını Uyarıyorum…
15 Ağustos 2010 tarihinde Sümela Manastırı’nda Hıristiyanlar için bir günlük ayin yapılmasına izin verilmiştir.
Burada ayin yapılmasına izin verilip verilmemesi ayrı bir tartışma konusudur.
Niçin 15 Ağustos seçilmiştir?
15 Ağustos tarihi Hıristiyanlar açısından Tanrı olan İsa Mesih’in annesi Meryem tarafından dünyaya ve kâinata tanıtıldığı gün olarak geçer.
15 Ağustos’un dört kutsal anlamı vardır.
Çocuk yani İsa Mesih’in yeryüzüne inişi.
Ay ve hilal, üç yıldız ve bütün kâinatın ayaklar altına alınması burada Hıristiyanlar için önemi Tanrı’nın İsa Mesih’in yeryüzüne ve tüm kâinatta bir ve tek egemen olduğunun gösterilmesidir. İkon ve resimlerde Meryem’in ayaklarının altında bir hilal ve yıldızlar vardır.
İlginç olan bir husus da 15 Ağustos tarihinin Pontus Devleti’nin yıkılma tarihi olmasıdır.
Bu kadar anlamı olan 15 Ağustos’un Hıristiyanların teklif etmesi normaldir.
Bu tarihin ne anlama geldiğini Trabzon valisinin bilmemesi normaldir. Ancak kültür bakanlığının bilmesi şart ve gereklidir.
15 Ağustos’ta hilal ve yıldız Hıristiyanların kurucusu İsa Mesih’in ayakları altına konulacaktır.
Dolayısıyla bu tarihin değiştirilmesi gerekmektedir.
Neo-Hilafet
Sayın Aytunç Altındal'ın yıllar önce gündeme getirdiği ve kamuoyuyla paylaştığı Neo-Hilafet kavramı 15.06.2010 tarihli Haber Türk Gazetesinde yeni bir kavram gibi manşete taşındı.Ancak "Good morning after supper" denilebilecek haber karşısında Gilles Kapel'in kimden alıntı yaparak ve esinlenerek açıklamalar yaptığını paylaşması etik olarak gereklidir.
Eski Başbakanlarımızdan Şair Bülent Ecevit'i Andık
Sayın Aytunç Altındal,
29 Mayıs 2010 tarihinde Sayın Rahşan Ecevit'in daveti üzerine Çankaya Belediyesi Salonunda Bülent Ecevit'i anma törenine katılmıştır.
Aytunç Altındal'ın iki yeni kitabı piyasaya çıkmıştır.
Devlet ve Kimlik
Aytunç Altındal
Destek Yayınları
Doğulu Devlet modelini, Batılı Cumhuriyet modeli ile deyim yerindeyse “Evlendirip” mutlu bir yuva (vatan) kurabilmek çok ama çok zor bir deneydir. Günümüz Türkiye'si işte bu zor evliliği yaklaşık doksan yıldır sürdürmüş ve sürdürmektedir. Kendi alanında ilk ve tek örnek evlilik olan bu oluşum, her yönüyle incelenmesi gereken bir fenomendir.
Behind the Mask of Hitler
Aytun Altindal
Londra da çıkan kitabı
Facts, testimonies, police records and previously unpublished state documents are brought together in this enlightening new study into the truth about Hitler's early and private life - exposing a lineage that he was determined to keep secret.
Gelişen ve Değişen Gündemden Uzak Kalmayın
Flash... Flash... Flash...
Sayın Aytunç Altındal verdiği bilgilerle günümüze yıllar öncesinden ışık tutmuş, olacaklar ve uygulanacak projeler hakkında bizleri aydınlatmıştır.
Avrupa Birliğinin 19.04.2010 tarihi itibariyle büyük gelişim olarak sunduğu Hidrojen ile çalışan otomobil ve otobüs ilk olarak Amsterdam’da AB temsilcileri tarafından tanıtıldı. 2015 yılı itibariyle AB ülkelerinin tümünde hidrojen ile çalışan otomobil ve otobüsler kullanıma geçecek. Resmi olarak AB ülkeleri sadece hidrojenle çalışan taşıtları kullanacaklar.
Bu gelişmeleri ve bilgileri Sayın Aytunç Altındal tam 12 yıl öncesinde bizlere bildirmişti.
Katıldığı TV programlarında özellikle Flash tv, Star tv, Avrasya tv de bu konu ayrıntılı bir şekilde ele alınmıştır. Konferanslarında, en son Giresun Üniversitesi’nin düzenlediği büyük organizasyonda ayrıntılı bir şekilde bu konuyu anlatmıştır.
Yakında: Sayın Aytunç Altındal’ın,
Geleceğin enerji kaynaklarının nasıl değişeceği ve buna bağlı olarak enerjiye bağlı güç dengelerinin nasıl şekilleneceği hakkındaki ayrıntılı bilgilerini sitemizden bulabilirsiniz.
Aytunç Altındal'ın Ocak 2006 basımlı;
PAPA 16. BENEDIKT AVRUPA BİRLİĞİ VE TÜRKİYE
adlı kitabından bir bölmü aşağıda okuyabilirsiniz.
Şok... Şok... Şok... Şok...
Kardinal Ratzinger Vatikan'daki son Papa olmaya adaydı!!! İşte, Kardinal Ratzinger başka türlü açıklasa da, gerçekte XIII. Benedikt ile başlayan "Occultist" papalar çizgisini yeniden değiştirebilecek bilgi ve beceriye sahip tek Kardinal olarak tanınmış ve bu gizli görevi nedeniyle XVI. Benedikt adıyla Papa seçilmişti. Diğer bir deyişle XVI. Benedikt'in gizli misyonu kimselere duyurmadan ve Vatikan'ı dünyaya rezil etmeden bu 500 yıllık hesabı ödemesi ya da bunu bir şekilde "Reconcile" (Teselli yoluyla barışmak) etmesiydi.
Yeni Papa'nın gizli görevi bu mudur değil midir ilerde anlaşılacaktır ama bilinen görevleri arasında en önemlileri, Homoseksüel Evlilikler, Doğum Kontrolü, Gay Papazlar, Cinsel Taciz, Doğmamış Hıristiyan Çocukların Vaftiz Edilmeden Ölmeleri Halinde Cennet'e Gidip Gidemeyecekleri, Ekümenizm, Dinler arası Dialog, Hoşgörü Toplantıları, İbrahimi Dinlerin Birliği gbi konular sayılabilir. Bunlardan "Küçük Erkek Çocuklara Yönelik Cinsel Tacizler" konusunun üzerinde biraz durmak gerekir. Çünkü bu konu doğrudan doğruya Ratzinger'in başında olduğu (CDF)nin yani Modern Engizisyon'un yetkisi içindedir.
Katolik Kilisesi'nin resmi açıklamalarına göre - ki bu açıklamalar bizzat Ratzinger tarafından imzalanmıştı - 1950-2002 yılları arasında 4450 papaz dinen "Delicta Graviora" denilen cinsel taciz suçunu işlemişlerdi. 2001 yılında ise Amerika'da büyük bir skandal patlak vermiş ve en az altı papaz bu suçlamaların sonucunda Kilise'nin onurunu kurtarmak için intihar etmişler bazıları da beklenmedik şekilde hayata veda etmişlerdi. Bunun üzerine Ratzinger 18 Mayıs 2001'de Latince bir mektup yollayarak tüm Kilise önderlerini uyarmak zorunda kalmış ve "Seküler" mahkemelere intikal eden bu tip suçlarla ilgili açıklamalar yapılmasını yasaklamıştı. Onun bu girişimi tacize uğramış olan çocukların ailelerini savunan avukatlar tarafından davaya müdahale ve bilgi gizlemeye teşvik olarak değerlendirilmişti. ABD'deki skandal taraflar arasında uzlaşma sağlanarak ve on milyonlarca dolar tazminat ödenerek hasır altı edildi. Ancak Katolik Kilisesi'ndeki bu pis "Düşkünlük" ile ilgili her an her yerde yeni bir skandal patlak verebilir.
Aytunç Altındal'ın Ocak 2006 basımlı; PAPA 16. BENEDIKT AVRUPA BİRLİĞİ VE TÜRKİYE adlı kitabında bugün olabilecekleri ifşâ etmiş ve bilgilendirmişti.
Aşağıda okuyacağınız haberler Mart 2010 günceline bomba gibi düşmüş, katoliklere şok etkisi yaratmıştır.
ROMA - Katolik kiliselerini sarsan çocuklara yönelik taciz ve tecavüz skandallarına, Papa 16. Benediktus daha fazla sessiz kalamadı. Roma katolik kilisesinin lideri Papa 16. Benedikt, küçük çocuklara yönelik taciz ve tecavüz vakalarının Amerika, İrlanda ve Almanya gibi ülkelerde skandala neden olmasının derin üzüntü yarattığına değindi. Papa, İrlandalı Katolik piskoposlara hitaben yazdığı mektupta, kurbanlardan kilise adına ilk kez açık şekilde özür diledi:
Papa İrlanda'daki cinsel taciz skanları nedeniyle bir mektup yayınladı.
Papa, İrlandalı katoliklere gönderdiği mektupta, cinsel taciz kurbanları ve aileler kendilerini Kilise'nin ihanetine uğramış hissettiklerini belirtti.
Papa üst düzey yerel kilise yetkililerinin çocuklara cinsel taciz iddialarını ele alırken "ciddi hatalar" yaptıklarını da kaydetti.
Cinsel taciz kurbanlarına seslenen Papa "büyük acılar çektiniz, gercekten de üzgünüm" diyor.
Mektupta devamla, guvendikleriniz size ihanet etti, gururunuz ayaklar altına alındı... Utanç ve pişmanlık duygularımı açıkça ifade etmek isterim" deniyor.
Papanın mektubu çocuklara cinsel taciz konusunda Vatikan tarafından yapilan benzeri ilk açıklama.
Ancak Papa'nın aciklamalari taciz kurbanlarının tacizin sistemli olarak örtbas edildiğinin kabulü talebini karşılamıyor.
Mektup İrlanda Katolik Kilisesi'ni sarsan çocuklara cinsel taciz olaylarının ortaya çıkmasını izliyor.
Katolik papazların adının karıştığı benzer skandallar, aralarında Papa'nın memleketi olan Almanya'nın da bulunduğu, bir dizi diğer ülkede de yaşanmıştı.
Papa tutuklansın
Kilisede çocuklara cinsel tacizden haberdar olmasına rağmen olayları örtbas etmekle suçlanan Papa’nın tutuklanması, en azından adli soruşturmaya tabi tutulması isteniyor.
Güncelleme:28 Mart 2010 21:43
Milliyet Gazatesi
Katolik Kilisesi’ndeki çocuklara cinsel taciz skandalı her geçen gün yeni bir boyut kazanarak büyürken, Kardinal olduğu dönemde bu olaylardan bazılarını bildiği halde gerekli önlemleri almayan Papa 16. Benediktus’a yönelik tepkiler de artıyor. Son olarak dünyaca ünlü gazeteci-yazar Christopher Hitchens, Papa’nın tutuklanmasını isterken, İrlandalı şarkıcı Sinead O’Connor da Papa’nın adli soruşturmaya tabi tutulması gerektiğini söyledi.
Hitchens, Katolik Kilisesi’nin liderliğine gelmeden önce papazlara yönelik suçlamaları değerlendiren İnanç Doktrini Topluluğu’nun Başkanlığı’nı yapan Papa 16. Benediktus hakkında uluslararası tutuklama kararı çıkarılması gerektiğini savundu. Hitchens, Papa’nın yakında İngiltere’ye gitmesinin beklendiğini hatırlatarak, “Başka bir devlet lideri çocuklara tecavüz sorularıyla karşı karşıya olsaydı, yine havaalanında karşılanıp, Kraliçe’yle görüştürülür müydü? Ülkeden geri gitmesine izin verilir miydi?” dedi.
Sinead O’Connor da, Papa’nın İrlanda’daki rahiplerin suçları için İrlanda halkından özür dilediği mektubunu “bir yalan söyleme sanatı çalışması” diye tanımladı. Los Angeles Times gazetesine konuşan O’Connor, bu konuyla ilgili kapsamlı bir adli suç soruşturması açılması gerektiğini söyledi.
11 yaşındayken bir rahibin cinsel tacizine uğrayan ve şu anda “Papaz Tacizi Kurbanları Grubu”nun direktörü olan Amerikalı David Clohessy de olanlardan Papa’nın sorumlu tutulması gerektiğini söyledi.
Adı İrlanda’daki taciz skandallarına karışan ülkenin en üst düzey Katolik yetkilisi Kardinal Sean Brady de önceki gün bir açıklama yayımlayarak, kendisi hakkındaki suçlamaların “adil biçimde çözüme kavuşturulması için” yasal temsilcilerini görevlendirdiğini belirtti. 1975’te taciz kurbanlarına “sessizlik yemini” ettirdiği ortaya çıkan Brady’nin de istifası isteniyor.
Papa’yı yalnızca Tanrı kovabilir
Kilise hukuku uzmanları, Papa’nın istifa etmesi gerektiğini savunanların muhtemelen umduklarını bulamayacağını belirtti. Vatikan’ın Washington elçiliğinde görev yapmış olan Papaz Thomas Doyle, “Papa’yı yalnızca Tanrı kovabilir” dedi. Vatikan’ın İngiltere temsilcisi Robert Mickens da, “Bir papa asla istifaya zorlanamaz. Kendi isteğiyle istifa edebilir, ancak böyle bir durumda istifasını kime sunacak?” dedi. Ancak bugüne kadar istifa eden papaların sayısının 10’a yakın olduğu tahmin ediliyor.
Tarikat lideri tacizci çıktı
Katolik Kilisesi’ne bağlı güçlü tarikatlardan “İsa’nın Lejyonerleri”nin Meksikalı kurucusu Marcial Macial Degollado’nun onlarca çocuğu taciz ettiği, bir kadınla uzun yıllar süren bir ilişkisinin ve en az 3 çocuğunun olduğu ortaya çıktı. “İsa’nın Lejyonerleri”nden yapılan açıklamada, kurucunun öğrencileri taciz ettiği ve çok sayıda çocuğun da babası olduğu belirtilerek, “Kurucumuzun eylemleri yüzünden zarar gören herkes için derin üzüntü ve ızdırap duyuyoruz” denildi. 2008’de ölen karizmatik tarikat lideri Degollado, eski Papa 2. Jean Paul’ün “sevgili arkadaşı” diye tanınırdı. Bu arada, Fransa’da da ismi açıklanmayan bir papaz hakkında cinsel taciz soruşturması açıldı. 22 yaşındaki bir adamın şikâyeti üzerine harekete geçen polis, papazın evinde bir çocuğun pornografik fotoğraflarını buldu.
İSTANBUL
Cuma akşamlarının deli anlarıdır, karanlığın çöküşü,
Namludan çıkan kurşun gibidir gecesi,
Zamana / aksatmaksızın anlam yüklendiği,
Bir gecenin uyardığı sabahtır.
15.01.2009
İSTANBUL 2023 VİZYONU
Bir şehir düşünün ki yüce yaratıcının en son peygamberinin onun hakkındaki sözleri onun kutsiyetinin göstergesi olmakta.
15.01.2009
İSTANBUL MAHALLE KÜLTÜRÜ: NASIL?
İstanbul, 12 milyonluk nüfusuyla dev bir metropol. Ancak sosyal dokusu tahribata uğramış, kendine özgü kültürü, getto kültürü karşısında hızla aşınan bir metropol
15.01.2009
ŞEHİR VE BİZ
Şehir basit bir şekilde, insanların ekonomik gereksinimlerini ve güvenlik ihtiyaçlarını en iyi şekilde karşılamak üzere ortak iradeleri ile oluşturdukları kompleks olarak tanımlanabilir.
15.01.2009
KÜRESELLEŞEN KENT: İSTANBUL
İstanbul doğulu ve batılı kimliğini bilgi-enformasyon medeniyeti ile pekiştirerek, Avrasya ana karasının merkezi olacaktır.
15.01.2009
YENİ BİR KENT AKLI...
İstanbul’a yer verdiğimiz bir önceki yazımızda, İstanbul’un Türkiye ve coğrafyamız için taşıdığı önemden bahsetmiş ve İstanbul’un 21. yüzyılın dünya şehri olmasına kapı açacak
15.01.2009
RENGARENK ŞEHİR İSTANBUL
Uykularım sana hasretin prangası, İstanbul.
Hüzünlerin güvercin gibi ürkek,
Sevgilerin, anne göğsü gibi abide.
Ne güzeldir seni yaşamak!
15.12.2008
Flaş... Flaş... Flaş... Flaş...
18.02.2010 tarihli dış basın kaynaklarınca yayınlanan, "Türkiye'nin İkiye Bölündüğü" haberleri iç basında yankı uyandırdı. Sayın Aytunç Altındal'ın 2007 basımlı "Kehanetler Kitabı"nın içinde birebir aynı kelimelerle, Türkiye'nin ikiye bölüneceğini ve bunun isim harf sayısının 11 karakterden oluşan bir Başkan zamanında olacağının ayrıntılarını öngörü mahiyetinde açıklanmış olarak bulacaksınız.
Financial Times: Türkiye ikiye bölündü (18.02.2010) Perşembe İngiltere'de yayınlanan Financial Times gazetesi, Erzincan Cumhuriyet Başsavcısı İlhan Cihaner'in, hükümeti devirmeyi amaçladığı öne sürülen Ergenekon örgütüne üye olduğu gerekçesiyle tutuklanmasının yargıda gerginlik yaratırken Türkiye'yi de ikiyi böldüğünü yazdı.
Aytunç Altındal, öngörülerini - çıkarımlarını nasıl oluşturuyor?
Tekil - Tümel - Özel - Genel
(Madde - Hareket - Mekan - Zaman) kavramlarının birbirleriyle bağlantısı nasıl yapılır?
Renk - Simge - Sembol - Ses şifrelerinin yaşantımızda önemi var mıdır?
Medeniyet bilincinden bahsedebilmek için tarih ve kültür bilincini hayatımıza iyice yerleştirmemiz gerekir.
Tarih bilinci ne demektir?
Kültür bilinci ne demektir? Medeniyet bilinci ne demektir?
Hakikat ve gerçek kavramları arasında fark var mıdır?
İşte Ayasofya Mucizesi
21.Kasım.2006, Vatan Gazetesi
Ayasofya bizim göz bebeğimiz. Biz dediysek; yani bin beş yüz yıl boyunca dualarını ve gözyaşlarını onda birleştiren tüm insanlığın… Orası hem Hıristiyan hem Müslüman âleminin ortak haz noktası... Şimdi sizi bu mucize yapıtın, yapıt olmaktan da öte tarihinin içine buyur ediyoruz. Papa uzmanı araştırmacı-yazar Aytunç Altındal'la 10'ar YTL verip adımımızı bahçesinden içeri attığımız yer, işte hakkında çok konuşup, çok bağırıp-çağırıp, ama ruhuna ilişkin pek az şey bildiğimiz
Kürt Açılımı Türkiye'nin İç Meselesi mi ? Aytunç Altındal
Bu günlerde bir Kürt açılımıdır gidiyor ve bunun Türkiye'nin bir iç meselesi olduğu söyleniyor. PKK ve terör sorunu ne zamandan beri Türkiye'nin iç meselesi oldu. Anlaşılan, hükümet Apo'yu ve PKK'yı unutmuş görünüyor.
Başta Yunanistan olmak üzere; Fransa, Belçika, Almanya, İsveç, Norveç, Danimarka, İtalya, ABD, İsrail, Suriye ve Irak devletleri PKK'nın dış destekçileri değilmiydiler. İmralı'da ki cani, üzerinde Kıbrıs Rum yönetiminin verdiği kimlikle yakalanmadı mı?
Yunanistan milletvekilleri, Bekaa Vadisinde, defalarca İmralı'da ki cani ile görüşmediler mi?
Bu devletler; PKK'ya para, silah ve lojistik destek sağlamadılar mı? Öyle ise bu nasıl Türkiye'nin iç meselesi. PKK ve Kürt sorunu Türkiye'nin iç meselesi diye yutturulmaya çalışılıyor. Bu soruların cevabı verilmeden nasıl Kürt açılımı yapılabilinir. 07.08.2009