| Aytunç ALTINDAL |
GAZİ ÜNİVERSİTESİ REKTÖRLÜĞÜ
ATATÜRK ARAŞTIRMA VE UYGULAMA MERKEZİ
MÜDÜRLÜĞÜ
SEMPOZYUM, 23-25 KASIM ANKARA
TÜRK ERMENİ İLİŞKİLERİNİN
GELİŞİMİ VE 1915 OLAYLARI
TEBLİĞ
SAHTE" ERMEN İ SORUNU"
VE
SÖZDE" SOYKIRIM "...
SUNAN
AYTUNÇ ALTINDAL
ANKARA
25 KASIM 2005
Sahte" Ermeni Sorunu" ve
Sözde" Soykırım "....
Aytunç Altındal
Bu bildirinin amacı " Ermeni Sorunu" tartışmalarının sadece tarihçilere bırakılamayacağı gerçeğini saptamak
ve " Soykırım " kavramının gerçekte tamamen siyasal bir manevra ve şaşırtmaca (manipulation)olarak kullanılarak T.C. Devleti'nin önüne konulduğunu ve hiç bir tarihsel veriye ve gerçeğe uymadığını gösterebilmektir. Kanımca " Ermeni meselesi" özünde tarihsel, kesin ve mutlak gerçeklerden değil, Türkiye'ye ödettirilmesi düşünülen tazminatlar ve ekonomik girdilerle Türkiye'ye bir tür " Şantaj" yapabilmek için kurgulanmış bir " Plandır". Bu planı yapanların amacı Türkiye'yi işlemediği bir suçtan dolayı yargılamak ve yeni kurulmuş ve ekonomik zorluklar içinde bocalayan Ermenistan Devleti'ne tazminatlar ödeterek bu devletin ayakları üzerinde durmasını sağlayacak ekonomik fonları sağlatmaktır. Tıpkı Almanya'nın İsrail'e ödemek zorunda bırakıldığı tazminatlar gibi. Tek fark şudur ki Naziler gerçekten de " Soykırım " yapmışlardı ama 1. Dünya Savaşı sırasında yaşananları " Soykırım " olarak tanımlayabilmek olası değildir.Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin kuruluşundan bu güne kadar bir "Ermeni Sorunu" olmamıştır ve /fakat 1983 yılına kadar silahlı saldırılarla sürdürülmüş, onlarca diplomatımızın ve yurttaşlarımızın hayatlarına mal olmuş bir "Ermeni Terörü Sorunu" olmuştur.
1894'den başlayarak Ermenilere soykırım yapıldığı propagandasına kaynak teşkil eden ilk beş kitap ve bu kitaplarda yer alan tutarsızlıklar ve abartmalar günümüzdeki Ermeni soykırımı yalanının temellerini oluşturmaktadır. Bu bildiride söz konusu kitaplardaki verilerin ışığında “Genocide” kavramına bakmak istiyorum.
A ) Alman Misyoner Dr. Johannes Lepsius ve Kitapları
Özellikle 1896'dan başlayarak yaygınlaştırılan bir Ermeni sorunu masalı vardır. Bu sanal sorunu kurgulayan kişilerin başında Alman misyoner Dr. Johannes Lepsius gelmektedir. 1896 yılının başlarında Almancası sonlarında da (Kasım)Fransızcası yayınlanan kitabında 1894-95 döneminde 88.243 Ermeni'nin ve 1293 Türk'ün öldürüldüğünü açıklamıştır. Ne var ki bu veriler hiçbir resmi kaynakta yoktur. Lepsius bunları aldığı duyumlara göre çıkardığını belirtmiştir. Öte yandan " Soykırım " yasası önkoşul olarak " Non-Combatant " ( Silahsız ve Savaşa Katılmamış Kişi) olmak kaydını aramaktadır. Lepsius, silahlı Ermenilerin --- en az --- 1293 Türk'ü öldürdüklerini yazmıştır. Diğer bir anlatımla misyoner Lepsius'a göre silahsız Ermeniler olduğu gibi silahsız Türkler ve onları öldüren “Silahlı” Ermeniler de vardır. Bu ise “soykırım "yasasına uyan bir hal değildir.(I)
Dr. Johannes Lepbius'un esas büyük iddiaları 1919 yılında " Diplomatik Yazışmalar başlığı altında “Almanya ve Ermeniler 1914- 1918” adıyla yayınlanmıştır. (2) .
Dr. Lepsius bu kitabında daha önce sadece duyumlara dayalı olarak aktardığı sayıları bu kez Alman Dış İşleri Bakanlığının gizli yazışmalarındaki bilgilerle güçlendirmeye çalışmıştır. Oysa kitapta yer alan yüzlerce gizli ve şifreli telgrafta bizzat Alman ajanları ve diplomatları sayısız kez " Silahlı" Ermeni Çetelerinin " Non-Combatant " Türk, Çerkez ve Kürt köylerini basarak binlerce Müslümanı katlettiklerini de yazmışlardır. Ne var ki Lepsius bunları kendi tuttuğu çetelelere dahil etmemiş ve sadece Ermenileri saymış ve yaklaşık 1,5 Milyon Ermeni'nin Türk Ordusu ve destekçisi Müslüman köylülerce öldürüldüklerini belirtmiştir.
B) Bir Ajan Bir Yalan
Dr. Lepsius'un 1919'da yayınlanan kitabında yer alan gizli telgraf yazışmalarından 27 tanesi Max Ervin von Scheubner-Richter adlı Alman diplomata aittir. ABD'li tarihçi Alan Bullock'un yazdığına göre Max Ervin gerçekte diplomat değil ajandı. (3) Alman Gizli İstihbaratı kendisinin Erzurum"a göndermiş ve burada Ermeniler' i Kürtler' e karşı
ve her iki topluluğu da Osmanlı Türklerine karşı kışkırtmakla görevlendirmişti. Max Ervin savaştan sonra Almanya'ya dönmüş ve ünlü general Erich Ludendorf'un yaveri olmuştu.Tam bir Anti-Semit ve Alman Irkçısı olan Max Ervin, 1923 yılında Adolf Hitler'in başarısız Birahane Darbesi sırasında yanında yürürken Alman Gizli Polisi'nin attığı mermilerle vurularak ölmüştür. Daha sonra tüm Ermeni çevrelerince dile getirilen ve hatta Papa II. Jean Paul tarafından da 2001 yılında tekrarlanan Şu ünlü cümle gerçekte Hitler'e değil işte bu ajana, Max Ervin Scheubner-Richter'e aittir: “ Türkler' in Ermeni katliamını bugün anımsayan var mı ? " Bu söz günümüzde Ermeni örgütleri tarafından 20.Yüzyıl'ın ilk Soykırımını Türkler yaptılar, eğer onlar Ermenileri öldürmeselerdi Hitler de " Yahudi Soykırımını" yapmayacaktı gibi akıl almaz bir suçlamanın gerekçesi sayılmıştır.
C)Bedevi Şeyhi Tanık
" Ermeni Soykırımı" propagandasına malzeme sağlayan diğer bir kitap ise Faiz EI-Ghassein tarafından yazılmış olan " Bir Arap Müslümanı'nın Tanıklığı" adlı çalışmadır. Bir Bedevi Şeyhi'nin oğlu olduğunu söyleyen (4) EI-Ghassein eğitimini Osmanlı Devleti'nde yapmış ve kaymakam çıkarak Harput'ta üç yıl görevde kalmıştır. Daha sonra Lübnan'a gitmiş ve burada gizli bir Anti-Osmanlı konspirasyon örgütüne üye olduğu gerekçesiyle tutuklanmış ve Diyarbakır'a gönderilmiştir. Burada yargılanmış ve beraat ettikten sonra Şam'a yerleşerek avukatlık yapmaya başlamıştır. Kısa bir bilgi notu olarak aktarayım ki 1909-1914 yılları arasında Osmanlı topraklarında Anti-Osmanlı gizli propagandaları yürütmek amacıyla İngiliz Gizli Servisi tarafından kurdurulmuş üç tane örgüt vardı. Bu üç Arap örgütü I909'da kurulmuş olan Kahtaniye, 1911'de Lübnan ve İstanbul'da hücreleri olan AI-Fatat ve yine Lübnan'da, Arabistan'da ve İstanbul'da gizli faaliyetlerini sürdüren Al-Ahd (1914) idi. İlginçtir ki bu üç gizli Arap örgütü, Arap tarihçi A. Hourani'nin yazdığı gibi Hilafet'in kaldırılmasını, Osmanlı'nın ulus devletler halinde ayrışmasını ve bağımsız Arap
Devletleri'nin kurulmasını istiyorlardı ve daha da önemlisi bu Müslüman, gizli örgütlere en büyük desteği Hıristiyan Araplar ve Filistin'e yerleşmek isteyen Siyonistler veriyorlardı. (5)
Kitabın yazarı Faiz El-Ghaassenin işte bu üç gizli örgütün oluşturdukları ortak komitenin üyesi olduğu gerekçesiyle tutuklanmıştı.
EI-Ghassein'in kitabı Hicri 1335 (1917) yılında Bombay'da (Hindistan)yayınlanmıştır. EI-Ghassein kitabını Hicri 4 Zilkade 1334 'de tamamladığını belirtmektedir ( 4 Eylül 1916 ) Bu kitabın Almanca baskısı ve Çevirisi eklemelerle 100 sayfa olarak İsviçre'de günümüzde de yayıncılık yapan Orell Füsli yayınevi tarafından 1918'de “Türk Egemenliği ve .Ermenilerin feryadı” (6) adıyla yayınlanmıştır. Fransızca Bombay baskısı 44 sayfa olan kitabın bu Almanca baskısının önüne, ilginçtir ki, etkisi ve önemi günümüzde de süren yarı-gizli bir Masonik örgütün “The Round Table” ( Yuvarlak masa ) nın ısmarlayarak hazırlattığı bir “ Ermeni Raporu” da eklenmiştir. Dünyanın en zengin adamı diye tanınan elmas kralı Cecil Rhodes ve Yahudi Banker Baron Rotschild tarafından yönlendirilen bu seçkinler örgütünün nihai amacı Filistin topraklarında bağımsız bir İsrail Devletinin kurulması ve Osmanlı'nın dağıtılmasıydı.
El-Ghassein'in yazdığı kitabın Fransızca ve Almanca baskılarındaki abartmalar, yalanlar ve tahrifler akıl alır gibi değildir ama bu iki kitap Fransızca ve Almanca konuşulan ülkelerde propaganda amacıyla dağıtılmış ve günümüzde 1,5 Milyon Ermeni'nin Türkler tarafından vahşice öldürüldükleri şeklindeki “Şantaj” malzemesinin oluşturulmasına ilk elden katkıda bulunmuştur.
Günümüzdeki Ermeni iddialarına göre 1915-1919 arasında ( hatta bazılarına göre 1923'e kadar) 1,5 Milyon Ermeni öldürülmüştür ama kitabını 1916 Eylülü'nde tamamlamış olan El-Ghassein'in nasıl olup da kitabının yayınlanmasından sonraki ölüleri de 1916'da kitabına katarak yekünliyebildiği hayrete değer. Kitaptaki tahrif ve abartılara ilginç bir örnek vererek bu bölümü bitireyim.
Kitabın Fransızca baskısının 23. sayfasında El-Ghassein Erzurum'da tanıklık ettiğini söylediği bir olayı anlatmıştır. Bu kentte güçlü bir Kürt Ağası ile konuştuğun yazan EI-Ghassein bu Ağa'nın kendisine tek başına tam 5000 ( yazıyla beş bin) Ermeni' yi öldürdüğünü söylemiştir. Kürt Ağa, El-Ghassein'ın belirttiğine göre Ermenileri İstanbul'da, Erzurum'da, Sivas'ta ve Trabzon'da öldürmüştür . Kitabın Almanca baskısında --- ve çevirisinde -- aynı ağa yine aynı kentlerde bu kez yine tek başına tam 50.000 ( yazıyla elli bin) Ermeni'yi öldürdüğünü söylemektedir yada Almanlar ona bu lafı söyletmektedirler.(s.81) Bu yalanı Bedevi Şeyh mi söylemiş yoksa Almanlar mı onun metnini tahrif etmişler belli değildir ama belli olan şudur ki Kürt Ağa I915'de 50.000 Ermeni'yi öldürebilmek için her halde ya atom bombası ya da Napalm kullanmış olmalıdır!
D) Fridtjof Nansen'in" Yok edilen Halkı".
Türkiye Cumhuriyeti Devleti aleyhine kullanılan ve yaygınlaştırılarak avantajlar, baskılar ve tehditler oluşturmak amacıyla yayınlanmış kitaplardan biri de Fridtjof Nansen'in “Yokedilen Halk” adlı kitabıdır.(7)
I928'de Leipzig'de Ermeni Taşnak üyesi guruplarla Alman misyonerleri tarafından birlikte hazırlanmış olan bu kitap F. A. Brockhaus yayınevi tarafından çıkartılmıştır. Kitapta Lepsius ve EI-Ghassein'ın verdikleri bilgiler ve yalanlar da yer almış ve bunlara bazı tarihsel eklemeler de yapılmıştır. Buna göre mağdur Ermeniler tarih boyunca önce Bizans, sonra Acem, sonra Arap sonra Kürt ve nihayette zalim Türklerin boyunduruğu altında kalmışlardır. Ama yazara göre bunların arasında en korkuncu Türkler olmuştur Kitapta Bizans'ın yaptığı Ermeni katliamlarından çok kısaca, söz edilmiş örneğin 1264-5 döneminde İstanbul'da yapılan büyük Ermeni Katliamından hiç söz edilmemiştir. Nansen_'in kitabı yine o bildik 1,5 Milyon Ermeni öldürüldü tezini tekrarlayarak Kürt ve Türklerin bu katliamlardan ortak sorumlu olduklarını belirterek bitmektedir. Kitapta Alman Genel Kurmay Başkanlığı tarafından hazırlanmış olan haritaların kullanılmış olması ise manidardır. Nansen'in kitabında da “Non-Combatant" Türk,Kürt ve Çerkezlerin " Silahlı" Ermeni çetelerince yer yer öldürüldükleri itiraf edilmiş ama kaç sivil müslümanın Ermeni çetecilerce öldürüldügü belirtilmemiştir.
Nanseh'in kitabı tek kişinin çalışması değildir. Kitabı yayına hazırlayanlar Kurgenian ve Erzingian adlı Ermeni Komitesi üyeleriyle Gürcü ve Alman temsilcileridir ve bu çalışmayı Cemiyet-i Akvam'a sunmak için hazırlamışlardı.
E) Siyonist Destekli Ermeni Soykırımı
23 Eylül 2005 tarihinde International Herald Tribune gazetesinde bir açık mektup yayınlandı. Tam sayfalık bu ilanın muhatabı T.C. Devleti'nin Başbakanı R.Tayyip Erdoğan'dı. Mektupta (8) “Sayın Başbakan sizi yanıltanlar var, ger çekte olay BM'nin 1948' de kabul ettiği Convention' a uygun tam bir' Genocide' dir. (6. Madde) Hitler tarafından gerçekleştirilen Holocaust'tan önceki ilk soykırımdır.Bunun kabullenilmesi gerekir.” denilmiştir. Bu açık mektubu yazanlar Israel Charny adlı Siyonist bir bilim adamı ve ekibidir. İlanı ve metni Yahudi Holocaust Araştırmaları Merkezi hazırlamış bedelini Paris 'teki Ermeni Komitesi ödemiştir.
İlginçtir ki bu açık mektupta ermeni iddialarını araştırdıklarını ve bunun tam bir “Genocide” olduğuna karar verdiklerini belirten Israel Charny, nedense, öldürülen Ermeni sayısını sadece 1.000.000 ile sınırlı tutmuştur. Aynı şekilde Eylül 2005'de Ermeni iddialarıyla ilgili yıllar süren araştırmalarını nihayet tamamladıklarını öne süren bir başka üniversite ve onun “Soykırım” araştırmaları merkezi ise öldürülen Ermeni sayısını' 2.000.000 olarak açıklamıştır. (9)
ABD 'deki Webster Üniversitesi tarafından yapılan bu açıklamaya göre 1915'de Osmanlı topraklarında yaşayan tüm Ermeni nüfusundan yüz bin daha fazla Ermeni öldürülmüş olmaktadır. Lepsius, El-Ghassein ve Nansen o dönemde Osmanlı topraklarında 1.9 Milyon Ermeni'nin yaşamakta olduğunu yazmışlardı. Webster'deki sözde bilim adamlarına bakılırsa Osmanlılar ve Türk Ordusu anlaşılan kendi topraklarındaki tüm Ermenileri öldürmekle kalmayıp belki de Amerika'daki ve Fransa'daki Ermenilerden 100.000 kadarını da öldürmüş olmalıdırlar!
Buraya kadar çok kısaca özetlediğim bu tip abartmalar, yalanlar ve tahrifler gerçek tarihçilerin değil, ne idüğü belirsiz, para ve çıkar peşinde koşan bir takım sözde “Enstitülerin” tamamen siyasal amaçlarla ve muhtemelen bazı gizli servislerin emirleriyle gündeme taşıdıkları iddialardır. 1915-1923 arasında gerçekte kaç Ermeni'nin ne nasıl öldüğü ne de Silahlı Ermenilerin kaç Türk'ü, kaç Kürdü ve kaç Çerkez'i ( özellikle Merzifon bölgesinde) öldürdükleri tam sayılarıyla bilinmemektedir. Bilinebilmesi de olası değildir. Binlerce tarihçi de çalışsa bu sayıları temin edemezler çünkü bu konuda tutulmuş kesin ve sağlam tarihsel belgeler yoktur. Bu nedenle bir araştırma merkezi iki milyon diğeri bir milyon diye tahmini sayılar vermektedirler. Bunlar gerçek değil, düzmece yekünlerdir. Ama ilginç olan bu sözde enstitülerin düzmece de olsa silahlı Ermeni çeteleri tarafından öldürülmüş olan Müslümanları görmezlikten gelmeleridir. Tek yanlı, kasıtlı ve ısmarlama araştırmalardır bunlar, gerçek tarihçilere değil çıkar, şöhret ve kazanç peşinde koşan bazı siyasetçilere malzeme temin etmektir, o kadar.
F )"Genocide " Kavramı.
Polonyalı Yahudi hukukçu Raphael Lemkin " Genocide " kavramının mucididir. Bu kavram onun tarafından oluşturulmuş ve ilk kez I944'de yayınlanan " Axis Rule in Occupied Europe" adlı kitabında (10) yer almıştır. Lemkin bu yeni kavramı Nazilerin Yahudilere uyguladıkları "Yeni" tip
bir katliamı tanımlayabilmek için kullandığını belirtmiştir. Şu ünlü " Açık mektupta " Israel Charny ve ekibi Lemkin'in 1915-17 yılları arasındaki Ermeni katliamına değindiğini belirtmişler ve Lemkin'in de gösterdiği gibi Türkler " Soykırım " yapmışlardır diye kesin görüş belirtmişlerdi. Oysa Lemkin kitabını yazdığı zaman sadece Türkleri örnek vermemişti. Kitabında Türklerden önce Romalıların İ.Ö. I46 yılında Kartaca'yıyok etmelerini ve İ.s. 72 yılında Roma İmparatoru Titus'un tüm Kudüs'ü yok edişini ve Cengiz Han'ın saldırılarını da " Soykırım " olarak saymıştı. Diğer bir deyişle 1915 olayı Lemkin'in kullandığı tek örnek ve malzeme değildi, Lemkin'e göre tarihte Türkler 'den çok önce en az beş büyük, onun tanımıyla, " Soykı rım " yaşanmıştı. Eğer günümüzün T.C. Devleti'ne uygulanmak istenen soykırım hukuku Lemkin'e dayandırılacaksa --- ki mucidi o --- o zaman günümüzün İtalyanlarını da Titus'dan ve diğer Romalı yöneticilerden dolayı yargılamak gerekir. Çünkü onlar da, Lemkin'e göre, soykırım yapmışlardır.
"Genocide" kavramı 1948'de BM'de kabul edildi. ( United Nations Convention on the Prevention and Punishment of the Crime of Genocide ). ABD ise I948'de imzaladığı Conven tion'ı I983'e kadar onaylamadı. O yıl içinde bazı şerhler koyarak onayladı ve BM'ye gönderdi. Dikkat edilirse 1983 yılında ABD'nin bu Convention'u onaylamasından hemen sonra Ermeni-ASALA Terörü bıçakla kesilmiş gibi durduruldu yerine kaim olmak üzere PKK Terörü başlatıldı. Hangi bölgelerde?
Ermeni iddialarına göre " Eski Büyük Ermenistan'a Ait Topraklarda" .
Son söz: Ermeni soykırım iddiaları Türkiye'yi yeni kurulan Ermenistan Devleti'ne " Haraç" ödetmek amacıyla ortaya atılmış, hiçbir tarihsel gerçekliği olmayan, tamamen sanal ve yapay bir “şantaj" planıdır. Açık mektubun yazarı Siyonist Israel Charny boşuna " Siz de Almanya'nın yaptığını yapın, soykırımı kabullenin" diye yazmamış. Böyle kasıtlı akıl hocalarının isteklerine uyup “Soykırım” yalanı kabul edilirse ondan sonra yıllar sürecek tazminatlar ve sonrasında da toprak talepleri gelir. Hitler ve Nazilerin soykırım hukukunun ön şartı olan "Non-Combatant” Yahudilere yönelik öldürme planları yaptıkları ve bu korkunç insanlık suçunu işledikleri kesindir ama Osmanlı yöneticileri'nin ve Türk Ordusu'nun 1. Dünya Savaşı içinde ÖNCEDEN bir plan yaparak tüm Ermeni nüfusunu ortadan kaldırdığı tarihin kaydettiği en büyük iftira ve yalandan başka bir anlam taşımamaktadır. Kaldı ki Hitler ve Naziler, sadece II. Dünya Savaşı sırasında değil, I933'den itibaren yani savaşın fiilen başlamasından altı yıl önceden Yahudileri öldürmeye başlamışlardı. Hitler ve Naziler tarafından öldürülmüş olan Yahudilerin tarih tanıktır ki nerdeyse tamamı " Non-Combatant " statüsündeydi. Aynı hukuk “Silahlı” Ermeni çeteleri için geçerli değildir. Lemkin, mağdur tarafın tamamen “Savunmasız " ve "Silahsız" olması koşullarını da “Soykırım” hukukunun koşulları arasında saymıştı. 1915 ve sonrasında Anadolu bozkırlarında öldürülen yüz binlerce Türkü, Kürdü
Ve Çerkezi “ Uzaylılar” degil, " Silahları" Ruslar, Fran sızlar ve İngilizler tarafından sağlanmış olan kışkırtılmış Ermeni Çeteleri öldürmüşlerdi.
Açıklamaları Tanımlar ve Notlar
1) Lepsius, “L'Armenie et l'Europe” , Avec une carte de l'Armeni turque. Lausanne, Payot,1896, 246 sayfa.
2) “Deutschland und Armenien 1914-1918, Sammlung Diplomatischer Aktenstücke. Herausgegeben von Eingeleitet von Dr. Johannes Lepsius, Der Tempelverlag in Potsdam, 1919,
541 sayfa. ( NOT: Max Ervin von Scheubner-Richter'in yazışmalarıyla ilgili en ilginç olanlardan biri 10 Ağustos 1915 tarihli Erzurum mahreçli telgraftır, s. 123-4. )
3) Alan Bullock, “Hitler -- A Study in Trany” Smithmark, 1995, s. 339.
4) “Temoignage d'un Arabe musulman sur l'innocence et le massacre des Armeniens” par Faiez EI-Ghocein, Traduit de Arabe par EI-G. L'an 1335 de Hegire (1917)
5) A. Hourani, " Arabic Thought in the Liberal Age “ London, 1962, s. 285-6.
6) Sheik Faiz EI-Ghassein “Die Türkenherrschaft und Armeniens Schmerzensschrei”, Druck und Verlag Orell Füssli / Zürich, 1918. Advokat und Beduinenchef in Damaskus. 100 Sayfa.
7) Fridtjhof Nansen "Betrogenes Volk" F.A. Brockhaus Leipzig. Eine Studienreise durch Georgien und Armenien als Oberkommissar des Völkerbundes. Mit45 Abbildungen und 3 Karten, 348 sayfa.
8) Internatonal Herald Tribune, Friday, September 23, 2005, p. 5. “ALetter from the International Asso siation of Genocide Scholars. The Armenien Genocide.”
9) Webster Uttiversity's Center for the Study of the Holocaust, Genocide, and Human Rights / Mission Statement, 13/II/2005,p.2. “The slaughter of two million .Armeniens during World War 1.” Max Ervin'in sözleri Webster Üniversitesi'nin araştırmacıları tarafından da kullanılmıştır: " Who, af ter all, speaks today of the annihilation of the Armeniens ?” Mission Statement, s.3.
10) Raphael Lemkin " Axis Rule in Occupied Europe" Washington D.C. : Carnegie Endowment for International peace, 1944. ( NOT: Lemkin'in tezlerine yandaş ve karşı olan bazı yayınları da aktarayım. Uriel Tal, " On the Study of the Holocaüst and Genocide " Yad Vashem Studies 13, Jerusalem 1979. Irving L. Horowitz, " Many Genocides, One Holocaust ? " Modern Judaism I, 1979. en ilginci Leo Kuper, " Genocide : İts Political Use in the 20th Century" Ne Haven, Yale, 1981. Ayrıca felsefi-psikolojik boyutlarıyla soykırım olgusunu tanımak isteyenler için de bir kaynak aktarayım. Berel Lang, " Act and Idea in the Nazi Genocide " Chicago, 1990. Lemkin'in diger Geocideler ile ilgili görüşleri için özellikle I. Chapter'a bakılmalıdır.)
|
,MISIR'DA ABBASİ HALİFELERİ
28.03.2005 YONCA BAYRAK BEBEK
|