| Aytunç ALTINDAL |
Hepsi ve Daha Fazlası için www.suBRosa.com.tr tıklayınız
KÜRESEL İKLİM DEĞİŞİKLİKLERİ VE OLASI SONUÇLARI
TÜRKİYE İKLİMİNDE GÖZLENEN DEĞİŞİKLİKLER
I.BÖLÜM
Sıcaklık Değişiklikleri ve Eğilimleri
Türkiye'de 1929-1999 dönemindeki uzun süreli sıcaklık değişikliklerini ve eğilimlerini ortaya çıkarmayı amaçlayan yeni çalışmaların sonuçları aşağıda özetlenmektedir.
Yıllık, kış ve ilkbahar ortalama sıcakları, özellikle Türkiye'nin güney bölgelerinde artma eğilimi göstermesine karşın, yaz ve özellikle sonbahar ortalama sıcaklıkları, kuzeyde karasal iç bölgelerde azalmaktadır. Gece en düşük hava sıcaklıklarında saptanan ısınma eğilimleri, Türkiye'nin birçok kentinde istatistiksel olarak anlamlıdır. Yaz mevsimi gece en düşük hava sıcaklıklarındaki ısınma, ilkbahar ve sonbahar gece sıcaklıklarının ısınma oranlarından genel olarak daha büyüktür. İlkbahar ve yaz gece sıcaklıklarındaki ısınma oranları ise, ilkbahar ve yaz maksimum (gündüz en yüksek) sıcaklıklarındakilerden genel olarak daha kuvvetlidir. Türkiye'nin sıcaklık rejimindeki daha ılıman ve / veya daha sıcak iklim koşullarına yönelik değişiklikler ilkbahar ve yaz mevsimlerindeki anlamlı gece ısınmasıyla daha kuvvetle açıklanmatadır. Gece en düşük hava sıcaklıklarındaki belirgin ısınmasıyla karşılaştırıldığında, gündüz en yüksek sıcaklıkların bazı istasyonlarda zayıf bir ısınma ve bazılarında ise zayıf bir soğuma sergilediği görülmektedir.
Gece hava sıcaklıklarındaki belirgin ısınma eğilimlerinin oluşmasında, küresel ısınmanın genel ve uzun süreli etkisine ek olarak, Türkiye'deki hızlı nüfus artışına ve kentsel alanlara yönelik büyük göçe bağlı yaygın ve hızlı kentleşmenin etkisi vardır.
Türkiye ve Bölgesindeki Yağış Değişiklikleri ve Eğilimleri
Sahel'de ve Subtropikal kuşak yağışlarında 1960'lı yıllarda başlayan ani azalma, 1970'li yıllarla birlikte Doğu Akdeniz Havzası'nda ve Türkiye'de de etkili olmaya başlamıştır. Yağışlardaki önemli azalma eğilimlerive kuraklık olayları, kış mevsiminde daha belirgin olarak ortaya çıktı. 1970'li yılların başı arasındaki kurak koşullardan en fazla, Ege, Akdeniz, Marmara ve Güneydoğu Anadolu bölgelerinin etkilendiği gözlendi. Kış mevsimindeki yağış değişiklikleri dikkate alındığında kuraklık olaylarının en şiddetli ve geniş yayılışlı olanlarının, 1971-1974 dönemi ile 1983, 1984, 1989, 1990,1996 ve 2001 yıllarında oluştuğu görülür. Bu yıllarda oluşan uzun süreli ortalamanın çok altındaki yağış koşullarına bağlı meteorolojik kuraklıkların bir sonucu olarak , su açığı ve su sıkıntısı, yalnız tarım ve enerji üretimi açısından değil, sulamayı, içme suyunu, öteki hidrolojik sistemleri ve etkinlikleri içeren su kaynakları yönetimi açısından da kritik bir noktaya ulaştı. Kasım 2001'den 2004 ilkbaharına kadar olan dönemde ise, yağışlar Türkiye'nin önemli bir bölümünde genel olarak uzun süreli ortalamanın üzerinde gerçekleşti.
GELECEK YÜZYIL İÇİN ÖNGÜRÜLEN İKLİM DEĞİŞİKLİKLERİ
Hükümetler arası İklim Değişikliği Paneli'nin (IPCC) Üçüncü Değerlendirme Raporu'nda (TAR) temel alınan tüm salım senaryoları ve projeksiyonları, atmosferdeki karbondioksit birikimlerinin yüzey sıcaklıklarınınve deniz seviyesinin 21.yüzyıl süresince yükseleceğini;kara ve deniz buzullarının alansal ve hacimsel olarak azalacağını göstermektedir.
Sıcaklık Öngörüleri
1990-2100 döneminde, küresel ortalama yüzey sıcaklığının 1.4 ile 5.8 C arasında artacağı öngörülmektedir. Öngörülen ısınma oranı 20. yüzyılda görülen değişikliklerden daha büyüktür ve eski iklim verilerine dayanarak, büyük olasılıkla bunun en azından son 10000 yıl boyunca bir benzeri yoktur.
Son küresel model benzeştirmelerine dayanarak, neredeyse tüm kara alanları, özellikle soğuk mevsimde yüksek kuzey enlemlerindeki karalar daha hızlı ısınabilecektir. Bunlar arasında en dikkat çekici olanı, tüm modellerde küresel ortalamayı %40 ‘dan daha fazla aşan Kuzey Amerika'nın kuzey bölgelerinde ve Orta Asya'nın kuzeyindeki ısınmadır. Buna karşılık, yazın güney ve güneydoğu Asya'da ve kışın Güney Amerika'daki ısınma küresel ortalama değişiklikten daha azdır.
Yağış Öngörüleri
Küresel model benzeştirmelerine dayanarak ve çok sayıda senaryo açısından, küresel ortalama su buharı birikimi ve yağış tutarının 21.yüzyıl süresince artacağı öngörülmektedir. 21. yüzyıl süresince artacağı öngörülmektedir. 21.yüzyılın ikinci yarısına kadar yağışlar, kışın orta ve yüksek kuzey enlemlerde ve Antartika'da artmış olabilecektir. Alçak enlemlerdeki kara alanlarında, hem bölgesel artışlar hemde azalışlar beklenilmektedir. Ortalama yağış için bir artışın öngörüldüğü pek çok alanda, yıldan yıla yağış değişkenliği daha büyük olabilecektir.
Yağışta mevsimlik kaymalar olabileceği de öngörülmektedir. Genel olarak, yağışlar, yüksek enlemlerde yaz ve kış mevsimlerinde artabilecek. Yağışların, kışın, orta enlemler, tropical Afrika ve Antartika'da, yaz mevsiminde ise, güney ve doğu Asya'da artacağı öngörülmektedir. Avusturalya, Orta Amerika ve güney Afrika'nın kış yağışlarında sürekli bir azalma bekleniyor. IPCC modellerinde, özel olarak Akdeniz havzası için önemli bir yağış değişikliğinden söz edilmemekle birlikte, Hadley Centre'nin iklim modellerine ve başka model sonuçlarına göre, özellikle Doğu Akdeniz havası ve Orta Doğu için, yağışlarda, su kaynaklarında ve akımlarda gelecek yüzyıl için önemli azalmalar beklenmektedir. Yağış projeksiyonları arasındaki model tutarlılıkları, dünyanın birçok bölgesi için göreli olarak zayıftır.
Kar ve Buz Öngörüleri
Kuzey yarımküredeki kar örtüsü ve deniz buzu yayılışının daha da azalacağı öngörülmektedir. Buzulların ve buz şapkalarının geniş ölçekli geri çekilmesinin 21.yüzyılda da süreceği beklenmektedir. Antartika buz kalkanı daha fazla yağış nedeniyle akışlardaki artış yağıştan fazla olacağından Grönland buz kalkanı kütle kaybedebilir. Deniz seviyesinin altında kalması yüzünden, Batı Antartika buz kalkanının kararlılığı konusunda kaygılar bulunmaktadır.
Deniz Seviyesi Öngörüleri
TAR'da temel alınan tüm senaryolara göre, küresel ortalama deniz seviyesinin, 1990 ve 2100 arasında 0.09 ile 0.88 metre kadar yükseleceği öngörülmektedir. Bu yükselme, esas olarak okyanusların termal genişlemesi ile buzullardan ve buz şapkalarından olan kütle kayıplarına bağlıdır.
Doç.Dr.M.Türkeş
Birlik Dergisi Ocak-Şubat 2005